solmak

بَدَأَتِ الزُّهُورُ فِي الْمَزْهَرِيَّةِ تَذْبُلُ بِسَبَبِ الْعَطَشِ.

Vazodaki çiçekler susuzluktan solmaya başladı.

بَهَتَ لَوْنُ الْفُسْتَانِ الَّذِي بَقِيَ فِي الشَّمْسِ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ.

Güneşte uzun süre kalan elbisenin rengi soldu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler