ركض بسرعة كبيرة لدرجة أنه كاد يقطع أنفاسي.
O kadar hızlı koştu ki, neredeyse soluğumu kesti.
ركض بسرعة كبيرة لدرجة أنه كاد يقطع أنفاسي.
O kadar hızlı koştu ki, neredeyse soluğumu kesti.
أثار عرض الألعاب النارية في السماء دهشة الجميع.
Gökyüzündeki havai fişek gösterisi herkesin soluğunu kesti.
الضوضاء المفاجئة أخافت الطفل بشدة.
Aniden çıkan gürültü, çocuğun soluğunu kesti.