تَوَقَّفَ الرَّجُلُ الْمُتْعَبُ مِنَ الرَّكْضِ تَحْتَ شَجَرَةٍ وَتَنَفَّسَ.
Koşmaktan yorulan adam, bir ağacın altında durup soluklandı.
تَوَقَّفَ الرَّجُلُ الْمُتْعَبُ مِنَ الرَّكْضِ تَحْتَ شَجَرَةٍ وَتَنَفَّسَ.
Koşmaktan yorulan adam, bir ağacın altında durup soluklandı.
أَخَذَ نَفَسًا عَمِيقًا وَتَنَفَّسَ بَعْدَ سَمَاعِ الْأَخْبَارِ الْمُثِيرَةِ.
Heyecanlı haberi duyduktan sonra derin bir nefes alıp solukladı.
أَرَادَ أَنْ يَسْتَرِيحَ قَلِيلًا عِنْدَمَا عَادَ إِلَى الْمَنْزِلِ بَعْدَ يَوْمٍ طَوِيلٍ.
Uzun bir günün ardından eve gelince biraz soluklanmak istedi.