أَبْهَرَ الْمُمَثِّلُونَ الْجُمْهُورَ بِأَدَاءٍ دُونَ تَوَقُّفٍ.
Oyuncular, soluksuz bir performans sergileyerek seyircileri büyüledi.
أَبْهَرَ الْمُمَثِّلُونَ الْجُمْهُورَ بِأَدَاءٍ دُونَ تَوَقُّفٍ.
Oyuncular, soluksuz bir performans sergileyerek seyircileri büyüledi.
أَكْمَلَ الْكَاتِبُ رِوَايَتَهُ فِي وَقْتٍ قَصِيرٍ عَنْ طَرِيقِ كِتَابَتِهَا بِدُونِ انْقِطَاعٍ.
Yazar, romanını soluksuz bir şekilde yazarak kısa sürede tamamladı.
تَمَكَّنَ الْفَرِيقُ مِنَ الْفَوْزِ بِالْمُبَارَاةِ مِنْ خِلَالِ تَقْدِيمِ أَدَاءٍ مُتَوَاصِلٍ.
Takım, soluksuz bir mücadele vererek maçı kazanmayı başardı.