somun

اسْتَخْدَمْتُ صَمُولَةً لِتَثْبِيتِ الْبُرْغِيِّ فِي مَكَانِهِ بِإِحْكَامٍ.

Vidayı yerine sıkıca sabitlemek için bir somun kullandım.

اشْتَرَيْتُ رَغِيفَ خُبْزٍ سَاخِنًا مِنَ الْمَخْبَزِ.

Fırından sıcak bir somun ekmek aldım.

صَامُولَة — صَوَامِيل

هَذِهِ الصَّامُولَةُ تُثَبِّتُ الْبُرْغِيَّ بِإِحْكَامٍ.

Bu somun, cıvatayı sıkıca tutuyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler