somut

نَحْنُ بِحَاجَةٍ إِلَى دَلِيلٍ مَادِّيٍّ لِإِثْبَاتِ الْجَرِيمَةِ.

Suçu kanıtlamak için somut bir kanıta ihtiyacımız var.

هَذَا دَلِيلٌ مَلْمُوسٌ وَلَيْسَ ادِّعَاءً مُجَرَّدًا.

Bu somut bir kanıt, soyut bir iddia değil.

أُرِيدُ مِثَالًا حِسِّيًّا حَتَّى أَفْهَمَ الْفِكْرَةَ.

Fikri anlamam için somut bir örnek istiyorum.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler