son bulmak

انْتَهَتِ الْمُنَاقَشَاتُ الطَّوِيلَةُ أَخِيرًا بِاتِّفَاقٍ.

Uzun süren tartışmalar sonunda bir anlaşmayla son buldu.

تَوَقَّفَ الْمَطَرُ قُرْبَ الْفَجْرِ وَظَهَرَتِ الشَّمْسُ.

Yağmur sabaha karşı son buldu ve güneş açtı.

وَصَلَ الْمَشْرُوعُ إِلَى نِهَايَتِهِ فِي وَقْتٍ أَقْصَرَ مِنَ الْمُتَوَقَّعِ.

Proje, beklenenden daha kısa sürede son buldu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler