son vermek

يَجِبُ وَضْعُ حَدٍّ لِهَذِهِ الضَّوْضَاءِ الْآنَ، لَا أَسْتَطِيعُ الدِّرَاسَةَ.

Bu gürültüye artık son vermek gerekiyor, ders çalışamıyorum.

أَنْهَتِ الشَّرِكَةُ هَذَا الْمَشْرُوعَ لِأَنَّهُ كَانَ يَتَسَبَّبُ فِي خَسَائِرَ.

Şirket, zarar ettiği için bu projeye son verdi.

أَوْقَفَتِ الشُّرْطَةُ الْمُظَاهَرَةَ عِنْدَمَا انْدَلَعَتْ أَعْمَالُ عُنْفٍ.

Polis, gösteriye şiddet olayları çıkınca son verdi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler