بَدَأَ بِحَمَاسٍ كَبِيرٍ لَكِنَّهُ لَمْ يَسْتَطِعْ إِكْمَالَ الْعَمَلِ.
Çok hevesli başlamıştı ama işin sonunu getiremedi.
بَدَأَ بِحَمَاسٍ كَبِيرٍ لَكِنَّهُ لَمْ يَسْتَطِعْ إِكْمَالَ الْعَمَلِ.
Çok hevesli başlamıştı ama işin sonunu getiremedi.
يَفْشَلُ فِي إِنْهَاءِ مُعْظَمِ الْمَشَارِيعِ الَّتِي بَدَأَهَا.
Başladığı projelerin çoğunun sonunu getiremiyor.
لِسُوءِ الْحَظِّ، لَمْ نَنْجَحْ فِي إِتْمَامِ هَذِهِ الْمُهِمَّةِ الصَّعْبَةِ.
Ne yazık ki, bu zorlu görevin sonunu getiremedik.