soru

سُؤَال — أَسْئِلَة

طَرَحَ الطَّالِبُ سُؤَالًا عَلَى الْمُعَلِّمِ.

Öğrenci öğretmene bir soru sordu.

خِدْمَةُ الْعُمَلَاءِ مُسْتَعِدَّةٌ دَائِمًا لِلْإِجَابَةِ عَلَى اسْتِفْسَارَاتِ الْعُمَلَاءِ.

Müşteri hizmetleri, müşterilerin sorularını yanıtlamak için her zaman hazırdır.

مَسْأَلَة — مَسَائِل

هَذَا السُّؤَالُ هُوَ الْمَسْأَلَةُ الْأَسَاسِيَّةُ فِي نِقَاشٍ فَلْسَفِيٍّ.

Bu soru, felsefi bir tartışmanın temel meselesidir.

İlişkili Kelimeler