sorun olmak

بَدَأَ الْمُرُورُ يُصْبِحُ مُشْكِلَةً كَبِيرَةً كُلَّ صَبَاحٍ.

Trafik her sabah büyük bir sorun olmaya başladı.

يُمْكِنُ أَنْ يُشَكِّلَ هَذَا الْوَضْعُ مُشْكِلَةً خَطِيرَةً لِلشَّرِكَةِ.

Bu durum, şirket için ciddi bir sorun oluşturabilir.

تَسَبَّبَ الْقَرَارُ الْخَاطِئُ فِي الْعَدِيدِ مِنَ الْمَشَاكِلِ فِي الْمَشْرُوعِ.

Yanlış karar, projede birçok soruna neden oldu.

İlişkili Kelimeler