soymak

قَشَّرَتْ أُمِّي الْبَطَاطَا لِتَنَاوُلِ الْعَشَاءِ.

Annem, akşam yemeği için patatesleri soydu.

اضْطُرَّ الرَّجُلُ إِلَى نَزْعِ الْقَمِيصِ عَنْ ذِرَاعِهِ الْمُصَابَةِ.

Adam, yaralı kolundan gömleği soymak zorunda kaldı.

اسْتَخْدَمَ اللُّصُوصُ الْأَسْلِحَةَ لِسَلْبِ الْبَنْكِ.

Hırsızlar, bankayı soymak için silah kullandılar.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler