كَانَتْ هُنَاكَ بُقْعَةُ ضَوْءٍ تُضِيءُ وَجْهَ الْمُمَثِّلِ عَلَى خَشَبَةِ الْمَسْرَحِ.
Tiyatro sahnesinde, oyuncunun yüzünü aydınlatan bir spot vardı.
كَانَتْ هُنَاكَ بُقْعَةُ ضَوْءٍ تُضِيءُ وَجْهَ الْمُمَثِّلِ عَلَى خَشَبَةِ الْمَسْرَحِ.
Tiyatro sahnesinde, oyuncunun yüzünü aydınlatan bir spot vardı.
نَشَرَتِ الشَّرِكَةُ إِعْلَانًا قَصِيرًا عَلَى التِّلْفِزْيُونِ لِلتَّرْوِيجِ لِمُنْتَجِهَا الْجَدِيدِ.
Şirket, yeni ürününü tanıtmak için televizyonda kısa bir spot yayınladı.
بَدَأَ الْمَصْنَعُ بَيْعًا فَوْرِيًّا لِتَصْفِيَةِ الْبَضَائِعِ الْمَوْجُودَةِ لَدَيْهِ.
Fabrika, elindeki malları eritmek için spot satış başlattı.