statükocu

يُعَارِضُ السِّيَاسِيُّونَ الْمُحَافِظُونَ أَيَّ تَغْيِيرٍ لِلْحِفَاظِ عَلَى الْوَضْعِ الرَّاهِنِ.

Statükocu politikacılar, mevcut düzeni korumak için her türlü değişime karşı çıkarlar.

يُعِيقُ الْمُدِيرُونَ الْمُتَشَبِّثُونَ بِالْوَضْعِ الرَّاهِنِ فِي الشَّرِكَةِ تَطَوُّرَهَا لِأَنَّهُمْ لَيْسُوا مُنْفَتِحِينَ عَلَى الِابْتِكَارَاتِ.

Şirketteki statükocu yöneticiler, yeniliklere açık olmadıkları için şirketin gelişimini engelliyorlar.

Eşdizimler