sual

سُؤَال — أَسْئِل

طَرَحَ الْمُعَلِّمُ سُؤَالًا عَلَى الطُّلَّابِ حَوْلَ الدَّرْسِ وَاسْتَمَعَ إِلَى إِجَابَاتِهِمْ بِانْتِبَاهٍ.

Öğretmen, öğrencilere dersle ilgili bir sual sordu ve cevaplarını dikkatle dinledi.

بَذَلَ مُمَثِّلُ خِدْمَةِ الْعُمَلَاءِ قُصَارَى جُهْدِهِ لِلْإِجَابَةِ عَلَى اسْتِفْسَارَاتِ الْعَمِيلِ.

Müşteri hizmetleri temsilcisi, müşterinin suallerini yanıtlamak için elinden geleni yaptı.

İlişkili Kelimeler