sunucu

قَدَّمَ مُذِيعُ التِّلْفِزْيُونِ حَالَةَ الطَّقْسِ بَعْدَ قِرَاءَةِ الْأَخْبَارِ، وَكَانَ مُحْتَرِفًا لِلْغَايَةِ.

Televizyon sunucusu, haberleri okuduktan sonra hava durumunu sundu, çok profesyoneldi.

خَادِم — خَوَادِم

لَا يُمْكِنُ الْوُصُولُ إِلَى مَوْقِعِ الْوِيبِ لِأَنَّ خَادِمَ الشَّرِكَةِ تَعَطَّلَ، هَذِهِ مُشْكِلَةٌ كَبِيرَةٌ.

Şirketin sunucusu çöktüğü için web sitesine erişim sağlanamıyor, bu büyük bir sorun.

أَدَارَ الْمُقَدِّمُ سَيْرَ الْبَرْنَامَجِ وَقَدَّمَ الضُّيُوفَ، وَكَانَ نَاجِحًا جِدًّا.

Sunucu, programın akışını yönetti ve konukları tanıttı, çok başarılıydı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler