ظَاهِرِيّاً، بَدَا كُلُّ شَيْءٍ عَلَى مَا يُرَامُ، وَلَكِنْ فِي الْوَاقِعِ كَانَتْ هُنَاكَ مَشَاكِلُ كَبِيرَةٌ.
Sureta her şey yolunda gibi görünüyordu ama aslında büyük sorunlar vardı.
ظَاهِرِيّاً، بَدَا كُلُّ شَيْءٍ عَلَى مَا يُرَامُ، وَلَكِنْ فِي الْوَاقِعِ كَانَتْ هُنَاكَ مَشَاكِلُ كَبِيرَةٌ.
Sureta her şey yolunda gibi görünüyordu ama aslında büyük sorunlar vardı.
تَمَّ تَوْقِيعُ هَذَا الِاتِّفَاقِ شَكْلِيّاً وَلَكِنَّهُ لَمْ يَدْخُلْ حَيِّزَ التَّنْفِيذِ بَعْدُ.
Bu anlaşma sureta imzalandı ama henüz yürürlüğe girmedi.