حَاوَلَ الْمُدِيرُ أَنْ يُصْمِتَ الْمُوَظَّفَ الْغَاضِبَ بِتَقْدِيمِ حُلُولٍ فَوْرِيَّةٍ لِمُشْكِلَتِهِ.
Müdür, öfkeli çalışanı sorununa anında çözümler sunarak susturmaya çalıştı.
حَاوَلَ الْمُدِيرُ أَنْ يُصْمِتَ الْمُوَظَّفَ الْغَاضِبَ بِتَقْدِيمِ حُلُولٍ فَوْرِيَّةٍ لِمُشْكِلَتِهِ.
Müdür, öfkeli çalışanı sorununa anında çözümler sunarak susturmaya çalıştı.
رَفَعَ الْمُعَلِّمُ صَوْتَهُ لِيُسْكِتَ الطُّلَّابَ الَّذِينَ يَتَحَدَّثُونَ.
Öğretmen, konuşan öğrencileri susturmak için sesini yükseltti.
لَجَمَ، أَوْقَفَهُ عِنْدَ حَدِّهِ، أَلْجَمَ، كَمَّمَ، أَفْحَمَ