susuz

بَقِيتُ عَطْشَانًا طَوَالَ الْيَوْمِ، لِذَا سَأَشْرَبُ الْكَثِيرَ مِنَ الْمَاءِ الْآنَ.

Bütün gün susuz kaldım, bu yüzden şimdi çok su içeceğim.

بَعْدَ الْمَشْيِ الطَّوِيلِ، كُنْتُ ظَمْآنًا جِدًّا لِدَرَجَةِ أَنَّنِي شَرِبْتُ زُجَاجَةَ مَاءٍ دَفْعَةً وَاحِدَةً.

Uzun yürüyüşten sonra o kadar susuzdum ki, bir şişe suyu bir dikişte içtim.

كَانَ هَذَا الصَّيْفُ جَافًّا جِدًّا، وَأَصْبَحَتْ كُلُّ الْأَمَاكِنِ جَافَّةً.

Bu yaz çok kurak geçti, her yer susuz kaldı.

Ayrıca: قَاحِل، غَيْرُ مَرْوِيٍّ

İlişkili Kelimeler