suvarmak

أَخَذَ الْمُزَارِعُ حَيَوَانَاتِهِ لِيَسْقِيَهَا مِنَ النَّهْرِ.

Çiftçi hayvanlarını nehirden suvarmak için götürdü.

تَرْوِي أُمِّي الزُّهُورَ فِي الْحَدِيقَةِ بِانْتِظَامٍ كُلَّ صَبَاحٍ.

Annem bahçedeki çiçekleri her sabah düzenli olarak suvarır.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler