يَجِبُ أَنْ نَعْمَلَ بِجِدٍّ لِإِنْهَاءِ هَذَا الْمَشْرُوعِ بِشَكْلٍ كَامِلٍ.
Bu projeyi tümüyle bitirmek için çok çalışmalıyız.
يَجِبُ أَنْ نَعْمَلَ بِجِدٍّ لِإِنْهَاءِ هَذَا الْمَشْرُوعِ بِشَكْلٍ كَامِلٍ.
Bu projeyi tümüyle bitirmek için çok çalışmalıyız.
أَنَا أَتَّفِقُ مَعَكَ تَمَامًا فِي هَذَا الشَّأْنِ، أَنْتَ عَلَى حَقٍّ.
Bu konuda sana tümüyle katılıyorum, haklısın.
احْتَرَقَ هَذَا الْمَبْنَى بِالْكَامِلِ فِي الْحَرِيقِ، وَلَمْ يَتَبَقَّ شَيْءٌ.
Bu bina yangında tümüyle yandı, geriye hiçbir şey kalmadı.
كُلِّيًّا، بِرُمَّتِهِ