tümlemek

طَلَبَ المُعَلِّمُ مِنَ الطُّلَّابِ إِكْمَالَ وَاجِبَاتِهِمُ النَّاقِصَةِ فِي أَقْرَبِ وَقْتٍ مُمْكِنٍ.

Öğretmen, öğrencilerden eksik ödevlerini en kısa sürede tümlemelerini istedi.

أَتَمَّتِ الشَّرِكَةُ مَشَارِيعَهَا لِهَذَا العَامِ بِنَجَاحٍ وَتَوَجَّهَتْ نَحْوَ أَهْدَافٍ جَدِيدَةٍ.

Şirket, bu yılki projelerini başarıyla tümledi ve yeni hedeflere yöneldi.

أَنْجَزَ المُهَنْدِسُونَ بِنَاءَ الجِسْرِ فِي وَقْتٍ أَقْصَرَ مِنَ المُخَطَّطِ لَهُ.

Mühendisler, köprünün yapımını planlanandan daha kısa sürede tümlediler.

İlişkili Kelimeler