tür

نَوْع — أَنْوَاع

هَذَا النَّوْعُ مِنَ النَّبَاتَاتِ يَنْمُو فَقَطْ فِي هَذِهِ الْمِنْطَقَةِ وَهُوَ نَادِرٌ جِدًّا.

Bu bitki türü, sadece bu bölgede yetişiyor ve çok nadir bulunuyor.

جِنْس — أَجْنَاس

أَعْلَنَ الْعُلَمَاءُ أَنَّهُمُ اكْتَشَفُوا جِنْسًا جَدِيدًا مِنَ الْحَيَوَانَاتِ.

Bilim insanları, yeni bir hayvan türü keşfettiklerini duyurdular.

صِنْف — أَصْنَاف

كَانَ صِنْفُ التُّفَّاحِ الَّذِي اشْتَرَيْتُهُ مِنَ السُّوقِ لَذِيذًا جِدًّا، سَأَشْتَرِيهِ مَرَّةً أُخْرَى.

Marketten aldığım elmaların türü çok lezzetliydi, tekrar alacağım.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler