هَذَا الْخَلِيطُ مُتَجَانِسٌ، لِذَلِكَ تَتَوَزَّعُ الْمَوَادُّ بِالتَّسَاوِي.
Bu karışım, türdeş bir yapıya sahip olduğu için maddeler eşit dağılmıştır.
هَذَا الْخَلِيطُ مُتَجَانِسٌ، لِذَلِكَ تَتَوَزَّعُ الْمَوَادُّ بِالتَّسَاوِي.
Bu karışım, türdeş bir yapıya sahip olduğu için maddeler eşit dağılmıştır.
جَمِيعُ الْكُرَاتِ فِي الصُّنْدُوقِ مُتَمَاثِلَةٌ وَفِي نَفْسِ الْحَجْمِ.
Kutudaki bilyelerin hepsi türdeş ve aynı boyutta.
تَتَنَاوَلُ الْكُتُبُ الْمَوْجُودَةُ عَلَى هَذَا الرَّفِّ مَوْضُوعَاتٍ مِنْ نَفْسِ النَّوْعِ.
Bu raftaki kitaplar, türdeş konuları ele alıyor.