فِي السُّوقِ فَوَاكِهُ مُتَنَوِّعَةٌ، فَاشْتَرَتْ أُمِّي مِنْهَا الْيَوْمَ لِأَطْفَالِهَا.
Pazarda türlü meyveler var, annem bugün çocukları için onlardan aldı.
فِي السُّوقِ فَوَاكِهُ مُتَنَوِّعَةٌ، فَاشْتَرَتْ أُمِّي مِنْهَا الْيَوْمَ لِأَطْفَالِهَا.
Pazarda türlü meyveler var, annem bugün çocukları için onlardan aldı.
فِي هَذَا الْمَحَلِّ تَشْكِيلَةٌ كَبِيرَةٌ مِنَ الْفَوَاكِهِ، وَأُمِّي تَشْتَرِي مِنْهَا كُلَّ يَوْمِ جُمُعَةٍ.
Bu dükkânda türlü türlü meyve var, annem her cuma günü bunlardan satın alır.
فِي الصَّيْفِ تَطْبُخُ أُمِّي يَخْنَةَ خُضَارٍ مُشَكَّلَةً، وَنَأْكُلُهَا كُلُّنَا مَعَ الْخُبْزِ.
Yazın annem türlü yapar, hepimiz onu ekmekle yeriz.