tıkırtı

الْقَرْقَعَةُ الْخَفِيفَةُ الَّتِي سُمِعَتْ فِي سُكُونِ اللَّيْلِ زَادَتْ مِنْ غُمُوضِ الْمَنْزِلِ.

Gecenin sessizliğinde duyulan hafif tıkırtı, evin gizemini artırıyordu.

الطَّقْطَقَةُ الْقَادِمَةُ مِنْ كُلِّ زَاوِيَةٍ فِي الْمَنْزِلِ الْقَدِيمِ تَخْلُقُ جَوًّا مُخِيفًا.

Eski evin her köşesinden gelen tıkırtılar, ürkütücü bir atmosfer yaratıyordu.

قَدْ يُشِيرُ الدَّقُّ الْقَادِمُ مِنْ دَاخِلِ الْجِدَارِ إِلَى مُشْكِلَةٍ فِي السِّبَاكَةِ.

Duvarın içinden gelen tıkırtı, tesisat sorununa işaret ediyor olabilir.

İlişkili Kelimeler