اَلْحَوْضُ مَسْدُودٌ لِذَلِكَ الْمَاءُ لَا يَذْهَبُ.
Lavabo tıkalı olduğu için su gitmiyor.
اَلْحَوْضُ مَسْدُودٌ لِذَلِكَ الْمَاءُ لَا يَذْهَبُ.
Lavabo tıkalı olduğu için su gitmiyor.
الطَّرِيقُ مُغْلَقٌ، يَجِبُ أَنْ نَجِدَ طَرِيقًا آخَرَ.
Yol tıkalı, başka bir yol bulmalıyız.
أَنْفِي مُحْتَقِنٌ، أَجِدُ صُعُوبَةً فِي التَّنَفُّسِ.
Burnum tıkalı, nefes almakta zorlanıyorum.