tıkamak

سَدَّ الرَّجُلُ الْأُنْبُوبَ بِقِطْعَةِ قُمَاشٍ.

Adam boruyu bir bez parçasıyla tıkadı.

أَغْلَقَ الْمِيكَانِيكِيُّ الصِّمَامَ لِإِيقَافِ تَدَفُّقِ الْمِيَاهِ.

Tamirci vanayı tıkayarak su akışını durdurdu.

عَاقَتِ السَّيَّارَاتُ الْمُتَوَقِّفَةُ حَرَكَةَ الْمُرُورِ.

Park etmiş arabalar trafiği tıkadı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler