tımar

كَانَ الْبُسْتَانِيُّ يُولِي اهْتِمَامًا كَبِيرًا لِلْعِنَايَةِ بِالْأَشْجَارِ.

Bahçıvan, ağaçların tımarına büyük özen gösteriyordu.

بَعْدَ الِانْتِهَاءِ مِنْ تَنْظِيفِ الْحِصَانِ، كَانَ جَاهِزًا لِلرُّكُوبِ.

Atın tımarı bittikten sonra binmeye hazırdı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler