tıpatıp

ارْتَدَتْ كِلْتَاهُمَا نَفْسَ الْفُسْتَانِ الْمُطَابِقِ تَمَامًا.

İkisi tıpatıp aynı elbiseyi giymişlerdi.

كُلُّ مَا قُلْتَهُ كَانَ صَحِيحًا بِالضَّبْطِ.

Söylediğim her şey tıpatıp doğruydu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler