اضْطَرَّ الْمُتَسَلِّقُونَ إِلَى تَسَلُّقِ الصُّخُورِ الْحَادَّةِ لِلْوُصُولِ إِلَى الْقِمَّةِ.
Dağcılar zirveye ulaşmak için dik kayalıklara tırmanmak zorunda kaldılar.
اضْطَرَّ الْمُتَسَلِّقُونَ إِلَى تَسَلُّقِ الصُّخُورِ الْحَادَّةِ لِلْوُصُولِ إِلَى الْقِمَّةِ.
Dağcılar zirveye ulaşmak için dik kayalıklara tırmanmak zorunda kaldılar.
حَاوَلَ الطِّفْلُ الصُّعُودَ إِلَى الشَّجَرَةِ لِلْوُصُولِ إِلَى الْفَاكِهَةِ فِي الْأَعْلَى.
Çocuk ağaca tırmanarak en üstteki meyvelere ulaşmaya çalıştı.