taşçı

نَحَتَ نَحَّاتُ الحِجَارَةِ التِّمْثَالَ بِبَرَاعَةٍ كَبِيرَةٍ مِنَ الرُّخَامِ.

Taşçı, mermeri büyük bir ustalıkla yontarak heykel yaptı.

فِي الْعُصُورِ الْقَدِيمَةِ، لَعِبَ قَاطِعُو الْحِجَارَةِ دَوْرًا مُهِمًّا فِي بِنَاءِ الْأَهْرَامَاتِ.

Eski zamanlarda taşçılar, piramitlerin inşasında önemli rol oynamışlardır.

كَانَ عَامِلُ المَحْجَرِ يَجْلِبُ الحِجَارَةَ الَّتِي اسْتَخْرَجَهَا مِنَ المَحْجَرِ إِلَى المَدِينَةِ.

Taşçı, ocaktan çıkardığı taşları şehre getiriyordu.

İlişkili Kelimeler