تَسَبَّبَ الْفَيَضَانُ فِي النَّهْرِ فِي غَمْرِ الْمَنَازِلِ الْمُحِيطَةِ بِهِ.
Nehirdeki taşma, çevredeki evleri su altında bıraktı.
تَسَبَّبَ الْفَيَضَانُ فِي النَّهْرِ فِي غَمْرِ الْمَنَازِلِ الْمُحِيطَةِ بِهِ.
Nehirdeki taşma, çevredeki evleri su altında bıraktı.
تَسَبَّبَ طَفْحُ الْمَاءِ فِي القِدْرِ فِي تَلْطِيخِ المَوْقِدِ.
Tenceredeki suyun taşması, ocağı kirletti.
قَدْ يُؤَدِّي تَدَفُّقُ الْمَشَاعِرِ فِي بَعْضِ الْأَحْيَانِ إِلَى فُقْدَانِ السَّيْطَرَةِ.
Duyguların taşması, bazen kontrolü kaybetmeye neden olabilir.