لَا تُوجَدُ عَلَاقَةٌ لِي بِهَذَا الْمَوْضُوعِ، مِنْ فَضْلِكَ لَا تُشْرِكْنِي.
Bu konunun benimle hiçbir taalluku yok, lütfen beni karıştırmayın.
لَا تُوجَدُ عَلَاقَةٌ لِي بِهَذَا الْمَوْضُوعِ، مِنْ فَضْلِكَ لَا تُشْرِكْنِي.
Bu konunun benimle hiçbir taalluku yok, lütfen beni karıştırmayın.
هَذَا الْقَرَارُ لَهُ ارْتِبَاطٌ مُبَاشِرٌ بِمُسْتَقْبَلِ شَرِكَتِنَا.
Bu kararın şirketimizin geleceğiyle doğrudan bir taalluku var.
أَعْتَقِدُ أَنَّ لِهَذِهِ الْأَحْدَاثِ صِلَةً سِيَاسِيَّةً.
Bu olayların siyasi bir taalluku olduğunu düşünüyorum.