taarruz etmek

هَاجَمَ الْعَدُوُّ الْجَيْشَ.

Düşman orduya taarruz etti.

اقْتَحَمَتِ الشُّرْطَةُ الْمَنْزِلَ الَّذِي يَخْتَبِئُ فِيهِ الْمُجْرِمُونَ.

Polis, suçluların saklandığı eve taarruz etti.

شَنَّ الْإِرْهَابِيُّونَ هُجُومًا عَلَى الْحَشْدِ.

Teröristler kalabalığa taarruz etti.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler