تَحَصَّنُوا فِي الْقَلْعَةِ لِحِمَايَةِ أَنْفُسِهِمْ مِنْ هُجُومِ الْعَدُوِّ.
Düşman saldırısından korunmak için kaleye tahassun ettiler.
تَحَصَّنُوا فِي الْقَلْعَةِ لِحِمَايَةِ أَنْفُسِهِمْ مِنْ هُجُومِ الْعَدُوِّ.
Düşman saldırısından korunmak için kaleye tahassun ettiler.
اعْتَصَمَ الْمُتَظَاهِرُونَ فِي مَبْنَى الْبَلَدِيَّةِ.
Protestocular belediye binasına tahassun etti.
لَجَأَ النَّاسُ إِلَى مَنَاطِقَ آمِنَةٍ أَثْنَاءَ الْحَرْبِ.
Savaş sırasında insanlar güvenli bölgelere tahassun etti.