tahrik etmek

أَثَارَ السِّيَاسِيُّ الْحَشْدَ بِخِطَابِهِ.

Politikacı, yaptığı konuşmayla kalabalığı tahrik etti.

تُحَاوِلُ بَعْضُ الْجَمَاعَاتِ التَّحْرِيضَ عَلَى الْعُنْفِ.

Bazı gruplar, şiddeti tahrik etmeye çalışıyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler