tahrip etmek
دَمَّرَ الزِّلْزَالُ الْعَدِيدَ مِنَ الْمَبَانِي فِي الْمَدِينَةِ.
Deprem, şehirdeki birçok binayı tahrip etti.
أَتْلَفَ الْحَرِيقُ جُزْءًا كَبِيرًا مِنَ الْغَابَةِ.
Yangın, ormanın büyük bir bölümünü tahrip etti.
هَدَمَ، عَاثَ
دَمَّرَ الزِّلْزَالُ الْعَدِيدَ مِنَ الْمَبَانِي فِي الْمَدِينَةِ.
Deprem, şehirdeki birçok binayı tahrip etti.
أَتْلَفَ الْحَرِيقُ جُزْءًا كَبِيرًا مِنَ الْغَابَةِ.
Yangın, ormanın büyük bir bölümünü tahrip etti.
هَدَمَ، عَاثَ