tahsildar

زَارَ الْمُحَصِّلُ الْقُرَى لِجَمْعِ الضَّرَائِبِ.

Tahsildar, köyleri gezerek vergileri topladı.

جَابِي — جُبَا

فِي العُصُورِ القَدِيمَةِ، كَانَ الجُبَاةُ يَجْمَعُونَ الضَّرَائِبَ بِالقُوَّةِ مِنَ النَّاسِ.

Eski zamanlarda tahsildarlar halktan zorla vergi alırdı.

بَاشَرَ جَامِعُ الضَّرَائِبِ الْمُعَيَّنُ حَدِيثًا مَهَامَّهُ.

Yeni atanan tahsildar görevine başladı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler