كَتَبَ الْمُعَلِّمُ مُعَادَلَةً عَلَى السَّبُّورَةِ.
Öğretmen, tahtaya bir denklem yazdı.
كَتَبَ الْمُعَلِّمُ مُعَادَلَةً عَلَى السَّبُّورَةِ.
Öğretmen, tahtaya bir denklem yazdı.
صَنَعَ النَّجَّارُ طَاوِلَةً جَمِيلَةً مِنَ الْخَشَبِ الصُّلْبِ.
Marangoz, sert tahtadan güzel bir masa yaptı.
اشْتَرَى أَبِي لَوْحًا خَشَبِيًّا مِنَ السُّوقِ لِيَصْنَعَ لِي رَفًّا لِكُتُبِي.
Babam bana kitaplarım için bir raf yapmak üzere pazardan bir tahta aldı.
Ayrıca: لَوْح
أَخْشَاب