takıntılı

إِنَّهُ شَخْصٌ مَهْوُوسٌ بِالنَّظَافَةِ، يَمْسَحُ كُلَّ شَيْءٍ بِاسْتِمْرَارٍ.

O, temizlik konusunda çok takıntılı bir insan, her şeyi sürekli siliyor.

لَدَيَّ أَفْكَارٌ هَاجِسِيَّةٌ حَوْلَ نَتَائِجِ الِامْتِحَانِ، لِذَلِكَ أَنَا مُتَوَتِّرٌ جِدًّا.

Sınav sonuçları hakkında takıntılı düşüncelerim var, bu yüzden çok stresliyim.

هُوَ مُوَسْوَسٌ بِالنَّظَافَةِ وَيَغْسِلُ يَدَيْهِ كَثِيرًا.

Temizlik konusunda takıntılı ve ellerini çok yıkıyor.