مَعَ اقْتِرَابِ الْعِيدِ، بَدَأَ الذُّعْرُ فِي الْمَدِينَةِ.
Bayramın takarrübüyle birlikte şehirde bir telaş başladı.
مَعَ اقْتِرَابِ الْعِيدِ، بَدَأَ الذُّعْرُ فِي الْمَدِينَةِ.
Bayramın takarrübüyle birlikte şehirde bir telaş başladı.
سَاعَدَ التَّقَارُبُ بَيْنَ الْبَلَدَيْنِ عَلَى تَطْوِيرِ الْعَلَاقَاتِ الدِّبْلُومَاسِيَّةِ.
İki ülke arasındaki takarrüp, diplomatik ilişkilerin gelişmesine yardımcı oldu.