كَانَ جَدُّهُ يَرْتَدِي طَاقِيَّةً بَيْضَاءَ عَلَى رَأْسِهِ.
Dedesinin başında beyaz bir takke vardı.
كَانَ جَدُّهُ يَرْتَدِي طَاقِيَّةً بَيْضَاءَ عَلَى رَأْسِهِ.
Dedesinin başında beyaz bir takke vardı.
فِي الْعُصُورِ الْقَدِيمَةِ، كَانَ الرِّجَالُ يَرْتَدُونَ الْقَلَنْسُوَةَ عَادَةً.
Eski zamanlarda erkekler genellikle takke giyerlerdi.
كُمَّة