tanin

هُنَاكَ طَنِينٌ مُسْتَمِرٌّ فِي أُذُنِي.

Kulaklarımda sürekli bir tanin var.

انْتَشَرَ صَوْتُ رَنِينِ الأَجْرَاسِ فِي جَمِيعِ أَنْحَاءِ المَدِينَةِ.

Çanların tanin sesi tüm şehri sardı.