tarak

مُشْط — أَمْشَاط

أَقُومُ بِتَسْرِيحِ شَعْرِي بِالْمُشْطِ كُلَّ صَبَاحٍ ثُمَّ أَخْرُجُ مِنَ الْمَنْزِلِ.

Her sabah saçlarımı tarakla düzeltirim ve öyle evden çıkarım.

اِسْتَخْدَمَ الْبُسْتَانِيُّ الْمِجْرَفَةَ لِتَسْوِيَةِ التُّرْبَةِ وَأَنْهَى عَمَلَهُ.

Bahçıvan, toprağı düzeltmek için tarak kullandı ve işini bitirdi.

İlişkili Kelimeler