taramak

أُخَصِّصُ خَمْسَ دَقَائِقَ كُلَّ صَبَاحٍ لِتَمْشِيطِ شَعْرِي.

Her sabah saçlarımı taramak için beş dakika ayırırım.

قَامَتِ الشُّرْطَةُ بِالْبَحْثِ بِدِقَّةٍ فِي الْحَدِيقَةِ بِأَكْمَلِهَا لِلْعُثُورِ عَلَى الطِّفْلِ الْمَفْقُودِ.

Polis, kayıp çocuğu bulmak için bütün parkı taradı.

قَامَ عُمَّالُ الْبِنَاءِ بِغَرْبَلَةِ الرَّمْلِ لِفَصْلِ الْحِجَارَةِ.

İnşaat işçileri, kumu tarayarak taşları ayırdılar.

Ayrıca: أَطْلَقَ النَّارَ، فَحَصَ

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler