تَمَّتْ إِزَاحَةُ الْمُتَظَاهِرِينَ بِتَدَخُّلٍ عَنِيفٍ مِنَ الشُّرْطَةِ.
Protestocuların tardolunması polisin sert müdahalesiyle gerçekleşti.
تَمَّتْ إِزَاحَةُ الْمُتَظَاهِرِينَ بِتَدَخُّلٍ عَنِيفٍ مِنَ الشُّرْطَةِ.
Protestocuların tardolunması polisin sert müdahalesiyle gerçekleşti.
أَدَّتْ تَنْحِيَةُ الْمُدِيرِ إِلَى تَغْيِيرٍ كَبِيرٍ فِي الشَّرِكَةِ.
Yöneticinin tardolunması şirkette büyük bir değişime yol açtı.