حَوْضُ زَهْرٍ — أحواض زهر
كَانَ هُنَاكَ حَوْضُ زَهْرٍ كَبِيرٌ مَلِيءٌ بِالْوُرُودِ الْمُلَوَّنَةِ فِي مُنْتَصَفِ الْحَدِيقَةِ.
Bahçenin ortasında rengarenk çiçeklerle dolu büyük bir tarh vardı.
كَانَ هُنَاكَ حَوْضُ زَهْرٍ كَبِيرٌ مَلِيءٌ بِالْوُرُودِ الْمُلَوَّنَةِ فِي مُنْتَصَفِ الْحَدِيقَةِ.
Bahçenin ortasında rengarenk çiçeklerle dolu büyük bir tarh vardı.
تَسْطِيرُ الضَّرَائِبِ هُوَ خُطْوَةٌ مُهِمَّةٌ فِي تَحْدِيدِ إِيرَادَاتِ الدَّوْلَةِ.
Vergi tarhı, devletin gelirlerini belirlemede önemli bir adımdır.
مِنَ الضَّرُورِيِّ وَضْعُ تَخْطِيطٍ مُفَصَّلٍ لِمَشْرُوعٍ جَدِيدٍ.
Yeni bir proje için detaylı bir tarh yapmak gerekiyor.