tartışmak

قَدْ تَكُونُ مُنَاقَشَةُ الْقَضَايَا السِّيَاسِيَّةِ مَعَ أَصْدِقَائِنَا مُرْهِقَةً لِلْغَايَةِ فِي بَعْضِ الْأَحْيَانِ.

Arkadaşlarımızla siyasi konuları tartışmak bazen çok yorucu olabiliyor.

مِنَ الصَّعْبِ الْجِدَالُ مَعَهُ لِأَنَّهُ لَا يَسْتَسْلِمُ أَبَدًا.

Onunla tartışmak çok zor, çünkü asla pes etmiyor.

حَاجَّ الطَّالِبُ مُعَلِّمَهُ فِي نَتِيجَةِ الِامْتِحَانِ.

Öğrenci sınav sonucu hakkında öğretmeniyle tartıştı.

Ayrıca: تَبَاحَثَ

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler