tartılmak

وُزِنَتِ الْحَقِيبَةُ عِنْدَ بَابِ الْمَطَارِ.

Bavul havalimanı girişinde tartıldı.

أَتَسَاءَلُ مَتَى سَيَتِمُّ وَزْنُ شَحْنَتِي.

Kargomun ne zaman tartılacağını merak ediyorum.